uzun zaman olmustu bu duygu beni gelip yoklamayali... bostanci' daki cikmaz sokakta buldum kendimi, cikmaz sokagin en sonundaki apartmanin ikinci katinda.
salondaki yesil berjerin ustunde bir bebe koltugu, icinde minik...
babam onunde hemen, diz cokmus torununu kokluyor...
bir yandan da kameraya konusuyor, hosgeldin diyor ufakliga...
sonra yukaridan bam gum ayak sesleri, tik tik tik tik. merdivenleri iniyor iki kucuk ayak, uclarinda yukselip kapinin kuslu zilini caliyor. ah aliiinaaa gelmis! bizimkinde bir telas, poposuna bir beden buyuk esofmaniyla, evin icinde aliiiinaaa' nin arkasindan kosuyor. sonra kapi bir daha caliyor, bu defa gelen neemmmnemmm, gulec yuzuyle evi aydinlatiyor, bir kahve iki goz yasi, uc kahkaha, bes haklisindan sonra aliiina' sini da minik ellerinden tutup yukaridaki evine gidiyor....
bir suru adam, hic gormedigimiz daha once, bir telas esyalarimizi dertop edip kamyonun arkasina ativeriyor. ev bos, duvarin bir tarafinda hafifce kursun kalemle centik atilmis boy cetveli duruyor. kalan tek sey o. birakip cikiyoruz arkamiza bakamadan...
4 kucuk valiz, koca havaalani, sabaha karsi... minik ayaklari hic durmuyor, yeni yurumeye baslamis, onde uc-bes disiyle herkese gulumsuyor...
sonrasi yok...
tamitamina 5 yil boyunca...
simdi ne var bilmiyorum.
ne
var...







